Şirketlerin ödeme gücü ve kredi hacmi artacak

2020, şirketlerin hem düşen faizle hem de güçlenen ekonomik aktivite sayesinde ödeme güçlerinin arttığı, kredi hacminin yükseldiği bir yıl olacak.

Şirketlerin ödeme gücü ve kredi hacmi artacak
05.02.2020 Çarşamba 11:18

Güncelleme : 06.02.2020 Perşembe 09:18

Ekonomide geçen yıl dengelenme süreciyle birlikte reel sektör ve  finans sektöründe rasyolarda gözle görülür iyileşmeler yaşandı. Türkiye  Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) son beş toplantıda politika faizini yüzde 24'ten  11,25'e çekerken, kamu bankaları da kredi faiz oranlarını proaktif davranarak  bazı vadelerde tek haneye indirdi. Özel bankalar ise zamanla bu sürece dahil  olarak kredi faiz oranlarını düşürdü.

Kur ataklarının yaşandığı 2018'de kredi faiz oranları yüzde 40'lara  dayanmıştı. Hükümetin aldığı tedbir ve atılan adımlarla, enflasyon ve cari denge  tarafında pozitif sonuçlar alınırken, faiz oranları ve ülke risk primi  geriledi.

Temmuz 2019'dan bu yana ticari kredi faizlerinde yaşanan düşüşle reel  sektör şirketlerinin finansman koşulları iyileşti. Firmaların nakit akışlarında  iyileşme yaşandı. Faizde düşüş bankaların karlılıklarına da olumlu yansıdı.  Böylece hem kredi hacimlerinin arttığı hem de aktif kalitesinde güçlenmenin öne  çıktığı bir konjonktür oluştu.

Bu gelişmeler hem bankacılık hem de reel kesimde güven artışıyla  birlikte 2020 yılı büyüme hedeflerine uygun bir makroekonomik zemin  oluşturuyor.  

SORUNLU KREDİLERDE KARAMSAR TABLO ORTAYA KOYAN SENARYOLAR HAKSIZ ÇIKTI

Türkiye'nin 2018'in son çeyreği ve geçen yılın ilk yarısında  ekonomideki zorlu sürecin yanı sıra kredi faizlerinin yüksek seviyelere çıkması,  reel sektörün kredilerini geri ödeme kabiliyetinde zorlukları da beraberinde  getirmişti.

Özellikle inşaat ve enerji sektöründe yaşanan problemler nedeniyle  piyasada, karamsar senaryolar konuşulmaya başlanmıştı. Sorunlu kredi rasyosunun  (NPL) çift haneyi görebileceği dahi senaryolar arasına girmişti.

Son 1,5 yılda kredileri canlandırmak adına çeşitli düzenleme ve kredi  kampanyalarıyla piyasalarda hareketlilik sağlandı. Başta kamu bankaları olmak  üzere kredi kanalları doğru ve faydalı alanlarda kullanıldı. 

Ekonomiye katma değer üreten, ancak kur ve faiz artışlarından dolayı  geçici sorunlar yaşayan firmalara yönelik yeniden yapılandırmalar bu dönemde hız  kazandı.

Net işletme sermayesi ya da kısa vadeli finansman ihtiyacı duyan  şirketlere, yapılan desteklerle bu firmaların üretimlerini sağlıklı  sürdürebilmeleri sağlandı. Böylece şirketlerin hem aktif kalitesi hem de borç  ödeme kabiliyetleri arttı.

Sonuç olarak; sorunlu kredilerde 2019 yıl başındaki karamsar tablo  ortaya koyan senaryolar haksız çıktı. Bankacılık sektörünün kredi verme  iştahındaki artışla kredi bakiyesi 2019 sonunda bir önceki yıla kıyasla yüzde  11'lik artışla 2 trilyon 394 milyar TL'den 2 trilyon 657 milyar TL'ye ulaştı.  Sorunlu kredi rasyosu 2019 sonunda yüzde 5,3 seviyesinde  gerçekleşti.  

EKONOMİK İYİLEŞME SERMAYE VE SÜRDÜRÜLEBİLİR KARLILIĞA DESTEK OLACAK

Türk bankacılık sistemi özellikle Ağustos 2018'de zirve olan  dalgalanmalara karşı güçlü sermaye ve likidite yapısıyla karşı koydu. Bu süreçte  sektörün geçmiş yıllardaki tecrübesi ve yetkin insan kaynağı olumlu sonuç  alınmasında önemli rol oynadı.

Gelecek dönemde ekonomideki canlanma ve reel kesimin nakit akışlarını  düzenleme kabiliyetindeki artış, finansal sistemin işleyişini etkin hale  getirecek. Ekonomik iyileşme, banka bilançolarında daha kaliteli aktif yapısı,  daha güçlü sermaye ve sürdürülebilir karlılığa destek olacak.

2020 yılı şirketlerin hem düşen faizle hem de güçlenen ekonomik  aktivite sayesinde ödeme güçlerinin arttığı, kredi hacminin de yükseldiği bir yıl  olacak. Bu da takibe dönüşüm oranında önemli düşüşleri beraberinde getirecek.    

TL KREDİLERDE YÜZDE 15 CİVARI BÜYÜME POTANSİYELİ

Deniz Yatırım Stratejisti Orkun Gödek, konuya ilişkin AA muhabirine  yaptığı değerlendirmede, bu süreçte Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu  (BDDK) cephesinden gelen iki önemli adımın bankalar ve sürecin yönetimi açısından  önemsemek gerektiğini söyledi.

Öncelikle geçen yıl başlangıcında sorunlu kredilerin seviyesine  yönelik muhtemel yorumların önüne geçmek adına yapılan sözle yönlendirme ve  devamında son çeyrekte atılan 46 milyar liralık adımın özellikle genel algı  açısından destekleyici olduğunu hatırlatan Gödek, şunları kaydetti:

"Öte yandan Merkez Bankası'nın dış finansal koşullardaki destekleyici  rüzgardan ve enflasyondaki gerilemeden yararlanarak faiz indirim döngüsü  içerisinde yer alması birey ve şirketlerin yararlanacağı kredi maliyetlerinde  aşağı yönlü hareket oluşmasına zemin hazırladı. 2019'un tamamında yapılan 1200  baz puanlık faiz indirimi 2018'deki sıkılaştırmanın getirdiği mecburi baskının  ortadan kalkmasını sağladı.

Pozitif yansımayı toparlanan iç tüketim, arzu edilen ölçekte olmasa da  güven endeksleri, özel sektör PMI, otomobil ve konut satışları gibi farklı öncü  indikatörlerden teyit etmek mümkün. Ayrıca, zorunlu karşılıklarda yapılan  ayarlamaların ardından kamu bankaları önderliğinde kredi ivmelenmesine devam eden  süreçte özel bankaların da katılım sağlaması Türk lirası cinsinden kredilerde  yıllık yüzde 15 civarı büyüme potansiyelini ortaya koydu."
En Çok Okunan Haberler